ICD (Şoklanabilir Kalp Pili)
Göğüs ağrısı ve nefes darlığı ile sinyal veren ana koroner arter hastalığı, kalbin %75'ini etkileyen kritik bir sorundur. Hastalığın nedenlerini, erken teşhisin önemini ve modern tıbbın sunduğu tedavi yöntemlerini bu yazıda bulabilirsiniz.
Kalp sağlığı, vücudun genel işleyişinin merkezinde yer alır ve kalp ritminde meydana gelen hayati bozukluklar, saniyeler içinde yaşamı tehdit eden tablolara dönüşebilir.
Tıbbi teknolojinin gelişmesiyle birlikte, ani kalp durması riski taşıyan hastalar için "hayat sigortası" olarak nitelendirilen cihazlar geliştirilmiştir.
Bu cihazların başında, tıbbi adıyla İmplantable Kardiyoverter Defibrilatör, yaygın bilinen adıyla ise ICD yani şoklanabilir kalp pilleri gelir. Bu cihazlar, kalbin durmasına veya ölümcül ritim bozukluklarına girmesine neden olan elektriksel fırtınaları durdurmak için tasarlanmış, göğüs duvarına yerleştirilen gelişmiş mikro-bilgisayarlardır.
Ani kalp ölümleri, genellikle kalbin kan pompalama yeteneğini tamamen kaybettiği ritim bozuklukları sonucu gelişir. ICD cihazları, bir nevi vücut içine yerleştirilmiş 7/24 çalışan bir acil servis doktoru gibidir.
Hastanın kalp atışlarını sürekli izler, anormal bir durum sezdiğinde devreye girer ve gerektiğinde elektroşok uygulayarak kalbi tekrar normal ritmine döndürür.
Bu özellikleri sayesinde, yüksek risk grubundaki hastaların hayata tutunmasını sağlayan en etkili tedavi yöntemlerinden biri olarak kabul edilir.
ICD (Şoklanabilir Kalp Pili) Nedir?
ICD (İmplantable Kardiyoverter Defibrilatör), cilt altına yerleştirilen ve ince kablolar (leadler) aracılığıyla kalbe bağlanan, pille çalışan elektronik bir cihazdır. Temel görevi, kalbin elektriksel aktivitesini sürekli olarak takip etmek ve ölümcül ritim bozukluklarını (aritmileri) tespit etmektir.
"Şoklanabilir" ifadesi, cihazın en ayırt edici özelliğinden gelir; çünkü bu cihazlar sadece ritmi düzenlemekle kalmaz, gerektiğinde kalbe yüksek enerjili şok vererek hayatı tehdit eden kaotik ritmi sonlandırabilir.
Bu cihazlar, ventriküler taşikardi (kalbin çok hızlı atması) veya ventriküler fibrilasyon (kalbin titreşerek kan pompalayamaması) gibi durumlarda saniyeler içinde devreye girer.
Cihazın çalışma prensibi iki ana aşamadan oluşur: Öncelikle ritim bozukluğunu algılar, ardından programlanmış tedavi modunu uygular.
Bu tedavi bazen hastanın hissetmediği küçük elektriksel uyarılar (pacing) şeklinde olabilirken, durum ciddileştiğinde hayat kurtarıcı olan elektroşok (defibrilasyon) devreye girer.
ICD'nin ne olduğunu anladıktan sonra, hastaların en çok karıştırdığı konuya açıklık getirmek gerekir: Standart kalp pilleri ile şok cihazları aynı şey midir?
ICD ile Normal Kalp Pili Arasındaki Fark Nedir?
Hastalar sıklıkla "Kalp pili takılacak" dendiğinde, tüm cihazların aynı işlevi gördüğünü düşünürler. Ancak standart kalp pilleri (pacemaker) ile ICD'ler (şoklanabilir piller) arasında, kullanım amaçları ve çalışma prensipleri açısından hayati farklar bulunur.
Her iki cihaz da vücuda benzer şekilde yerleştirilse de, müdahale ettikleri kalp sorunları taban tabana zıttır. Bu iki teknoloji arasındaki temel ayrımları şu şekilde detaylandırabiliriz:
Hedeflenen Ritim Bozukluğu: Normal kalp pilleri (Pacemaker), temel olarak kalbin çok yavaş attığı (bradikardi) durumlar için tasarlanmıştır. Kalp hızı belirli bir seviyenin altına düştüğünde devreye girerek kalbi hızlandırırlar. ICD'ler ise hem bu yavaşlama durumuna müdahale edebilir hem de asıl farkı yaratan özelliği olarak, kalbin ölümcül derecede hızlı attığı (taşikardi/fibrilasyon) durumlarda şok vererek kalbi sıfırlar. Yani ICD, normal pilin tüm özelliklerini kapsar ancak üzerine "hayat kurtarıcı şok" özelliğini ekler.
Cihazın Boyutu ve Kapasitesi: ICD cihazları, içerdikleri yüksek voltajlı kapasitörler ve şok verme yeteneği nedeniyle, standart kalp pillerine göre fiziksel olarak biraz daha büyük ve ağırdır. Normal bir kalp pili sadece düşük voltajlı uyarılar gönderirken, ICD gerektiğinde yüksek enerji (Joule) üretebilecek donanıma sahiptir. Bu, cihazın göğüs üzerindeki kabarıklığının normal pile göre bir miktar daha belirgin olmasına neden olabilir.
Bu teknik farklar, aslında hangi hastanın hangi cihaza ihtiyaç duyduğunu belirleyen temel unsurlardır. Peki, kimler bu gelişmiş koruma kalkanına ihtiyaç duyar?
Kimlere ICD Takılır?
ICD takılma kararı, kardiyologların (özellikle aritmi uzmanlarının) yaptığı detaylı değerlendirmeler ve uluslararası kılavuzlar ışığında verilir. Temel amaç, "ani kardiyak ölüm" riski taşıyan kişileri korumaktır.
Bu risk grubu genellikle iki ana kategoride incelenir: Daha önce ölümcül bir ritim bozukluğu atlatmış olanlar ve henüz atlatmamış olsa da kalp yapısı nedeniyle yüksek risk altında olanlar.
Tıbbi değerlendirmelere göre ICD adayları genellikle şu gruplardan oluşur:
Kalp Yetersizliği Olan Hastalar: Kalbin kasılma gücünün (Ejeksiyon Fraksiyonu - EF) belirgin şekilde düştüğü durumlar, ICD ihtiyacının en sık görüldüğü tablodur. Özellikle kalp krizi sonrası kalbin pompalama gücü %35'in altına düşen hastalarda, kalp kası üzerindeki hasarlı dokular ölümcül ritim bozukluklarını tetikleyebilir. Bu hastalarda koruyucu amaçla ICD takılması, yaşam süresini uzatan kanıtlanmış bir yöntemdir.
Ani Kalp Durması (Kardiyak Arrest) Yaşayanlar: Daha önce ventriküler taşikardi veya ventriküler fibrilasyon nedeniyle kalbi durmuş ve elektroşok ile hayata döndürülmüş kişiler, bu olayın tekrarlama riskinin en yüksek olduğu gruptur. Bu kişilerde "ikincil koruma" amacıyla ICD takılması neredeyse bir zorunluluktur.
Genetik Ritim Bozukluğu Olanlar: Kalp kası yapısal olarak normal görünse bile, kalbin elektrik sisteminde genetik hatalar bulunan kişiler (örneğin; Brugada Sendromu, Uzun QT Sendromu veya Hipertrofik Kardiyomiyopati) ani ölüm riski altındadır. Bu hastalar genellikle genç yaş grubundadır ve ICD, genetik risklere karşı hayati bir sigorta görevi görür.
Risk grubunun belirlenmesinin ardından, hastaların en çok merak ettiği fiziksel detaylara, yani cihazın yerleşimine geçebiliriz.
ICD Vücutta Nereye Yerleştirilir?
ICD implantasyonu, sanılanın aksine açık kalp ameliyatı değildir; göğüs kafesinin açılmasını gerektirmeyen, minimal invaziv (daha az hasar veren) bir işlemdir. Cihaz genellikle sol köprücük kemiğinin (klavikula) hemen altına, cilt ile kas dokusu arasında oluşturulan özel bir cebe yerleştirilir.
Sol tarafın tercih edilme nedeni, kalbin elektriksel aksına daha uygun olması ve sağ elini kullanan kişilerde günlük hareketleri daha az kısıtlamasıdır. Ancak sol tarafta enfeksiyon veya damar yapısı bozukluğu varsa sağ taraf da kullanılabilir.
İşlem sırasında, cihazın ana gövdesinden çıkan ince, yalıtılmış kablolar (leadler), köprücük kemiğinin altındaki toplardamardan (subklavyen ven) geçirilerek kalbin içine kadar ilerletilir.
Bu kabloların uçları, röntgen cihazı (skopi) rehberliğinde kalbin sağ kulakçığına ve/veya sağ karıncığına vidalanarak sabitlenir.
Cihazın ana gövdesi (jeneratör) cilt altına gizlendiği için dışarıdan bakıldığında genellikle sadece hafif bir kabarıklık olarak fark edilir. Cihazın yerini öğrendikten sonra, bu teknolojik harikanın içeride tam olarak ne yaptığını, yani çalışma prensibini anlamak önemlidir.
ICD Nasıl Çalışır?
ICD cihazları, vücut içine yerleştirilmiş ve hiç uyumayan bir "acil servis doktoru" gibi çalışır. Cihazın çalışma prensibi üç aşamalı bir döngüden oluşur: İzleme (Monitoring), Algılama (Detection) ve Tedavi (Therapy).
Cihaz, kablolar aracılığıyla her bir kalp atışını milisaniye cinsinden analiz eder. Normal ritimde sessizce bekleyen cihaz, tehlikeli bir ritim bozukluğu algıladığında programlanmış tedavi protokollerini devreye sokar.
Bu tedavi yöntemleri, durumun ciddiyetine göre kademeli olarak uygulanır:
Anti-Taşikardi Pacing (ATP - Ağrısız Müdahale): Kalp aniden hızlandığında (ventriküler taşikardi), ICD hemen şok vermez. Öncelikle kalbin hızından biraz daha hızlı, çok düşük enerjili ve hastanın hissetmediği sinyaller gönderir. Amaç, ritmi "ele geçirip" yavaşlatarak normale döndürmektir. ICD müdahalelerinin büyük çoğunluğu bu şekilde, hasta fark etmeden ve ağrısız olarak çözülür.
Kardiyoversiyon ve Defibrilasyon (Şoklama): Eğer ağrısız yöntem (ATP) işe yaramazsa veya kalp doğrudan titreşim moduna (fibrilasyon) girerse, cihaz yüksek enerjili bir şok uygular. Bu şok, kaotik elektrik fırtınasını anında durdurur ve kalbin kendi doğal ritmine (sinüs ritmi) dönmesine olanak tanır. Bu işlem, hastane acil servislerinde dışarıdan pedallarla yapılan işlemin aynısıdır, ancak ICD bunu içeriden ve saniyeler içinde yapar.
Bradikardi Pacing (Kalp Pili Özelliği): ICD'ler aynı zamanda standart bir kalp pili gibi de davranır. Eğer kalp ölümcül şekilde hızlanmaz aksine çok yavaşlarsa veya duraklarsa, cihaz devreye girerek kalbi olması gereken hızda çalıştırır.
Bu akıllı sistemin vücuda entegre edilmesi süreci ise hastaların bir diğer merak konusudur.
ICD Takılması Ne Kadar Sürer?
ICD implantasyonu, deneyimli bir elektrofizyolog (aritmi uzmanı) tarafından, steril koşulların sağlandığı kateter laboratuvarında veya ameliyathanede gerçekleştirilir.
İşlem süresi, hastanın damar yapısına, takılacak cihazın türüne (tek kablolu, iki kablolu veya üç kablolu biventriküler ICD) ve anatomik zorluklara göre değişkenlik gösterir. Ancak standart bir işlem genellikle 1 ila 2 saat arasında tamamlanır.
Operasyon sırasında hastalar genellikle lokal anestezi (bölgesel uyuşturma) ve sedasyon (hafif uyku hali) altındadır; bu sayede ağrı hissetmezler ancak tam narkozdaki gibi derin bir uykuya da dalmazlar.
İşlem bittikten sonra hasta yatağına alınır, omuz hareketleri kısıtlanır ve genellikle işlem yapılan bölgeye baskı uygulanır (kum torbası) kanama kontrolü için.
Çoğu hasta, herhangi bir komplikasyon gelişmediği takdirde işlemin ertesi günü taburcu edilerek evine dönebilir. Hastaneden çıkışla birlikte hastalar için yeni bir dönem başlar. Peki, bu cihazla yaşamak nasıl bir deneyimdir?
ICD Sonrası Yaşam
ICD implantasyonu, hastayı eve kapatan bir süreç değil, aksine güvenli bir şekilde hayata bağlayan bir dönüm noktasıdır. Taburcu olduktan sonraki ilk 4-6 hafta, "iyileşme dönemi" olarak kabul edilir.
Bu süreçte, cihazın yerleştirildiği taraftaki kolun omuz seviyesinden yukarı kaldırılmaması ve ani hareketlerden kaçınılması istenir. Bunun nedeni, kalbe giden kabloların (leadlerin) dokuya tam olarak yapışıp sabitlenmesi için zamana ihtiyaç duymasıdır. Bu süre geçtikten sonra hastalar genellikle yüzme ve hafif sporlar dahil olmak üzere normal aktivitelerine dönebilirler.
Günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken en kritik nokta, güçlü elektromanyetik alanlardır. ICD cihazları elektronik olduğu için dış manyetik alanlardan etkilenebilir. Ancak bu, hastaların teknolojiden uzak kalacağı anlamına gelmez.
Cep telefonları, mikrodalga fırınlar, televizyonlar veya bilgisayarlar güvenle kullanılabilir; sadece cep telefonunun doğrudan cihazın üzerine (gömlek cebine) konulmaması önerilir.
Hastaların en çok dikkat etmesi gereken yerler; havalimanı ve AVM girişlerindeki güvenlik kapıları ve X-Ray cihazlarıdır. Hastalara verilen "ICD Kartı" güvenlik görevlilerine gösterilerek dedektörden geçmeden elle aranma talep edilmelidir.
Ayrıca, mağaza çıkışlarındaki hırsızlık önleme sistemlerinin içinde duraklamadan, normal bir hızla geçmek güvenlidir. Endüstriyel mıknatıslar, yüksek gerilim hatları ve ark kaynağı yapan makinelerden ise uzak durulmalıdır.
Yaşam kalitesini etkileyen bir diğer unsur da araç kullanımıdır. Genellikle işlemden sonraki ilk birkaç hafta araç kullanımı kısıtlanır.
Eğer hasta şok aldığı için bayılma geçmişine sahipse, hekimler belirli bir süre (genellikle 6 ay şoksuz geçen süre) araç kullanımını yasaklayabilir. Bu, hem hastanın hem de trafiğin güvenliği için alınan bir önlemdir.
ICD Pili Kaç Yıl Gider?
Hastaların vücutlarına yerleştirilen bu hayat kurtarıcı kutunun sonsuz bir enerji kaynağı yoktur. ICD cihazları, lityum tabanlı özel pillerle çalışır ve bu piller şarj edilebilir özellikte değildir. Bir ICD'nin pil ömrü ortalama 5 ila 7 yıl arasında değişir.
Ancak bu süre kesin bir standart değildir; cihazın ne sıklıkla devreye girdiği, hastanın kalbine ne kadar "pacing" (uyarı) yaptığı ve en önemlisi ne kadar sık şok verdiği pil ömrünü doğrudan etkiler. Çok sık şok veren bir cihazın pili daha erken tükenebilirken, sadece izleme modunda kalan bir cihazın ömrü 8-9 yıla kadar uzayabilir.
Pil ömrünün bitmesi, cihazın aniden kapanacağı anlamına gelmez. Düzenli kontrollerde (poliklinik kontrolleri veya evden takip sistemleri ile) pilin voltaj durumu sürekli izlenir.
Pil seviyesi "elektif değişim zamanı" (ERI) denilen sınıra yaklaştığında, cihaz genellikle sesli bir uyarı verir veya doktorun bilgisayarında bu durum görülür. Bu aşamada pilin tamamen bitmesine daha aylar vardır, ancak değişim planlanmalıdır.
Pil değişim işlemi, ilk takılma işlemine göre çok daha basit ve kısa süren bir operasyondur. Çünkü kalbe giden kablolar (leadler) genellikle yerinde bırakılır ve sadece cilt altındaki jeneratör (pil kutusu) yenisiyle değiştirilir. Yaklaşık 30-45 dakika süren bu işlem sonrası hasta genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu edilir.
ICD Şok Verirse Ne Hissederim?
Her cerrahi işlemde olduğu gibi, ICD implantasyonu da bazı riskler barındırır. Ancak bu risklerin oranı, işlemin hayat kurtarıcı faydasıyla kıyaslandığında oldukça düşüktür.
Komplikasyonlar genellikle işlem sırasında veya hemen sonrasındaki erken dönemde ortaya çıkar; uzun vadeli riskler ise daha çok cihazın teknik aksamıyla ilgilidir.
En sık karşılaşılan risklerin başında enfeksiyon gelir. Cihazın yerleştirildiği cep bölgesinde kızarıklık, şişlik veya akıntı görülebilir. Diyabet hastalarında ve bağışıklık sistemi zayıf olanlarda bu risk biraz daha yüksektir.
Enfeksiyonun derinleşmesi durumunda, antibiyotik tedavisi yeterli olmayabilir ve cihazın tamamen çıkarılması gerekebilir. Bu nedenle işlem sonrası yara hijyeni hayati önem taşır.
Bir diğer teknik risk, kablo (lead) sorunlarıdır. Kalbin içine yerleştirilen kablolar, yerinden oynayabilir (dislokasyon) veya zamanla kırılabilir. Kablonun yerinden oynaması durumunda cihaz kalbi doğru algılayamaz ve yeniden küçük bir müdahale ile kablonun düzeltilmesi gerekir.
Ayrıca, nadiren de olsa kablo takılırken akciğer zarı delinebilir ve akciğer sönmesi (pnömotoraks) gelişebilir; bu durum genellikle basit bir tüp takılmasıyla hızla tedavi edilir.
Hastalarda en çok psikolojik sıkıntı yaratan durum ise uygunsuz şok (inappropriate shock) riskidir. Cihaz, bazen hızlı bir kalp atışını (örneğin merdiven çıkarken oluşan normal hızlanmayı veya zararsız bir ritim bozukluğunu) ölümcül bir ritim zannederek gereksiz yere şok verebilir.
Bu durum, cihazın program ayarlarının doktor tarafından güncellenmesiyle ve ek ilaç tedavileriyle düzeltilebilir.
Sonuç
ICD (Şoklanabilir Kalp Pili), modern kardiyolojinin sunduğu en değerli "yaşam sigortalarından" biridir. Ani kalp ölümü riskiyle karşı karşıya olan hastalar için bu cihaz, sadece bir tedavi aracı değil, aynı zamanda güvenli bir geleceğe açılan kapıdır.
Kalbin durması veya ölümcül ritme girmesi gibi korkutucu senaryolarda, saniyeler içinde devreye girerek hastayı hayata döndüren bu teknoloji, sayısız insanın sevdikleriyle daha uzun yıllar geçirmesini sağlamıştır.
Elbette vücutta bir cihazla yaşama fikri başlangıçta ürkütücü olabilir. Şok alma korkusu veya günlük hayattaki kısıtlamalar hastaları endişelendirebilir. Ancak unutulmamalıdır ki, ICD altta yatan kalp hastalığını tedavi etmez; o hastalığın en kötü sonucunu engeller.
Bu nedenle cihaz takıldıktan sonra ilaçları düzenli kullanmak, sağlıklı beslenmek ve hekim kontrollerini aksatmamak sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte cihazlar küçülmekte, pil ömürleri uzamakta ve gereksiz şok oranları azalmaktadır. Bugün ICD sahibi olan bir hasta, birkaç küçük dikkat noktası dışında herkes gibi aktif, sosyal ve mutlu bir yaşam sürebilir.
Sizden Gelenler
Tedavi süreçlerini başarıyla tamamlayan hastalarımızın deneyimleri ve Medicana Samsun Kardiyoloji kliniğimiz hakkındaki görüşleri.
'da yayınlandı sude ayanTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Çok basarili bir operasyon ile doktorumuz Ugur Bey ile tanisma firsatimiz oldu. Doktorumuz ve ekibinden Aysenur Hanim surec boyunca ilgilendiler. Sonrasinda da her zaman destek oldular. Gönülden tavsiye ediyorum ve tesekkur ediyorum.'da yayınlandı Alparslan ErdemTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Uğur bey, beyefendi tarzı, hastaya hassas yaklaşımı, muayenedeki titizliği ve takip konusunda duyarlılığı ile bizi ve hastamızın çok memnun etti. Tedavisinden çok hızlı sonuç aldık. Çok teşekkür ediyorum'da yayınlandı Goknur Gulten KorogluTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Sn . Uğur Arslan hocam ile 2024 yılında eşimin rahatsızlığı nedeniyle tanistik. Korku ve endişeli günlerimizi sayesinde geride bıraktık. İşinin gerektirdiği bilgi ve tecrübeye sahip olan doktorumuza, asistanı sevgili Ayşenur a ve tüm ekibine sonsuz teşekkürler ederim. Her sorumuza hızlıca dönüş yapıldı ve çok ilgilenildi.Bu süreçte kendisi ile yolumuz kesiştiği için çok şanslıyız. İyiki doktorumuz Sn. Uğur Arslan hocam olmuş.'da yayınlandı Sevim ÖzgürTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Ailemizin hekimi 🙂'da yayınlandı Mehmet ÖzgürTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Kalbin sıkıştımı adresin belli'da yayınlandı Mur AkTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Kesinlikle tavsiye ediyorum sağlığıma kavuşmamda ilgisi tecrübesi ve güler yüzü ile yardımcı oldu'da yayınlandı Çağrı YılmazTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Güleryüzlü hocamıza Trabzon’dan muayeneye geliyorum.ilgisi ve yaklaşımı ile yakınlarımada tavsiye ediyorum kendisini. Herşey için teşekkür ederim'da yayınlandı aslıhan gülTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Samsun'da hem adı duyulan hem de çoğu insanın tanıma fırsatı olmamış olabileceği bir doktor . donanımlı ve bir o kadar da alçakgönüllü, ilgili ..
Sık Sorulan Sorular
Okuyucuların ve hastaların arama motorlarında en sık arattığı, zihinlerini kurcalayan soruları ve kısa cevaplarını yanda bulabilirsiniz:
Hayır, kesinlikle bitmez. İyileşme süreci (ilk 4-6 hafta) tamamlandıktan sonra normal cinsel yaşantınıza dönebilirsiniz. Cinsel aktivite sırasında kalp atışının hızlanması doğaldır ve cihaz bunu genellikle tehlikeli bir ritim olarak algılamaz. Eğer aktivite sırasında şok alırsanız, bu partnerinize zarar vermez; sadece kısa bir ara vermeniz ve doktorunuzla görüşmeniz gerekir.
Cep telefonu kullanmak güvenlidir. Ancak telefonun içerdiği mıknatıs ve sinyallerin cihazı etkilememesi için, telefonu ICD'nin olduğu taraftaki gömlek cebinde taşımamanız ve konuşurken cihazın olduğu tarafın aksi kulağınızı kullanmanız önerilir (örneğin cihaz soldaysa telefonu sağ kulağa tutmak).
Eski nesil cihazlarda MR çekilmesi yasaktı. Ancak günümüzde takılan ICD'lerin büyük çoğunluğu "MR Uyumlu"dur. Yine de MR çekilmeden önce mutlaka kardiyoloji doktorunuzun onayı alınmalı ve cihaz MR moduna alınmalıdır.
Hayatın doğal akışı içinde, kalp dışı bir nedenden dolayı (yaşlılık, kanser vb.) ölüm süreci başladığında, kalp yavaşlar ve durur. ICD bu ritmi düzeltmeye çalışıp şok verebilir ki bu hasta yakınları için üzücü olabilir. Bu nedenle, terminal dönem (yaşam sonu) hastalarda, hasta ve aile onayıyla cihazın şok özelliği doktor tarafından kapatılarak hastanın huzur içinde vefat etmesi sağlanır.
Prof. Dr. Uğur Arslan
Kardiyoloji Uzmanı