Renal Denervasyon ile Hipertansiyon Tedavisi
İlaç tedavisine direnç gösteren yüksek tansiyon için yeni bir umut: Renal denervasyon. Sinir sistemini düzenleyerek tansiyonu düşürmeyi hedefleyen bu yöntemin kimler için uygun olduğunu, avantajlarını ve iyileşme sürecini bu yazıda detaylıca inceledik.
Hipertansiyon, yani yüksek tansiyon, dünya genelinde önlenebilir ölüm nedenlerinin başında gelen ve "sessiz katil" olarak adlandırılan ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi hayati risk taşıyan komplikasyonların ana tetikleyicisi olan bu durum, genellikle yaşam tarzı değişiklikleri ve düzenli ilaç kullanımı ile kontrol altına alınmaya çalışılır.
Ancak, tıbbi literatürde "dirençli hipertansiyon" olarak tanımlanan hasta grubunda, birden fazla tansiyon ilacı kullanılmasına rağmen kan basıncı ideal seviyelere düşürülemez. İşte tam bu noktada, modern tıbbın geliştirdiği girişimsel bir yöntem olan Renal Denervasyon (RDN) devreye girmektedir.
Böbrekler, vücuttaki kan basıncının düzenlenmesinde sadece bir filtreleme organı olarak değil, aynı zamanda sinir sistemiyle kurduğu iletişim ağı sayesinde bir komuta merkezi olarak da görev yapar.
Beyin ile böbrekler arasındaki sempatik sinir trafiğinin aşırı aktif olması, tansiyonun sürekli yüksek seyretmesine neden olan temel fizyolojik mekanizmalardan biridir. Renal denervasyon tedavisi, ilaçların yetersiz kaldığı durumlarda bu aşırı sinir aktivitesini hedef alarak tansiyonu düşürmeyi amaçlayan yenilikçi bir yaklaşımdır.
Bu rehberde, ilaçlara direnç gösteren yüksek tansiyon hastaları için yeni bir umut ışığı olan renal denervasyon işleminin ne olduğunu, nasıl uygulandığını, potansiyel risklerini ve başarı oranlarını en güncel tıbbi veriler ışığında inceleyeceğiz.
Konunun temelini anlamak için, bu işlemin vücutta tam olarak neyi değiştirdiğini açıklayarak başlayalım.
Renal Denervasyon Nedir?
Renal denervasyon, minimal invaziv (ameliyatsız) bir yöntemle gerçekleştirilen, böbrek atardamarlarının çevresinde bulunan sempatik sinir ağlarının aktivitesini azaltmaya yönelik girişimsel bir tedavidir.
Vücudumuzdaki "sempatik sinir sistemi", stres anında kalp atışını hızlandıran ve damarları büzen mekanizmadır. Hipertansiyon hastalarının birçoğunda, böbreklere giden ve böbreklerden beyne sinyal taşıyan bu sinirler gereğinden fazla çalışır.
Bu hiperaktivite, böbreklerin su ve tuz tutmasına, damarların büzülmesine ve sonuç olarak tansiyonun kronik olarak yükselmesine neden olur.
İşlem, temel olarak bu sinirlerin "susturulması" prensibine dayanır. Radyofrekans enerjisi (ısı) veya ultrason enerjisi kullanılarak, böbrek atardamarının dış duvarında yer alan sinir lifleri kontrollü bir şekilde devre dışı bırakılır (ablasyon).
Bu müdahale, böbreğin süzme fonksiyonuna veya anatomik yapısına zarar vermeden, sadece tansiyonu yükselten hatalı sinir sinyallerini engeller. Böylece beyin ile böbrek arasındaki "tansiyonu yükselt" emri kesilmiş olur.
Bu fizyolojik müdahalenin kimler için uygun bir seçenek olduğunu belirlemek, tedavinin başarısı için kritik öneme sahiptir.
Renal Denervasyon Kimler İçin Uygundur?
Renal denervasyon, her yüksek tansiyon hastası için ilk seçenek değildir. Bu tedavi, belirli kriterleri karşılayan ve klasik yöntemlerle sonuç alınamayan özel bir hasta grubu için tasarlanmıştır. Kardiyoloji ve nefroloji uzmanlarının ortak değerlendirmesi sonucu, işlemin uygulanabileceği en temel grup "Dirençli Hipertansiyon" hastalarıdır.
Dirençli hipertansiyon tanımı, hastanın biri idrar söktürücü (diüretik) olmak üzere, farklı sınıflardan en az üç adet tansiyon ilacını ideal dozlarda kullanmasına rağmen tansiyonunun hala 140/90 mmHg'nin üzerinde olması durumudur.
Bu hastalar, ilaçlarını düzenli kullansalar bile tansiyonlarını kontrol altına alamazlar ve sürekli yüksek risk altında yaşarlar. Renal denervasyon, bu kısır döngüyü kırmak için güçlü bir adaydır.
Bunun yanı sıra, ilaç intoleransı olan hastalar da bu tedavi için değerlendirilebilir. Bazı bireyler, tansiyon ilaçlarının yarattığı yan etkilere (sürekli öksürük, halsizlik, elektrolit bozuklukları vb.) karşı aşırı duyarlıdır ve ilaç kullanamazlar.
İlaç tedavisinin sürdürülemediği veya hastanın ilaç uyumunun sağlanamadığı bu gibi durumlarda, renal denervasyon ilaçsız veya daha az ilaçla tansiyon kontrolü sağlamak adına bir alternatif olarak gündeme gelir.
Aday hastaların belirlenmesinin ardından, hastaların en çok merak ettiği konu işlemin uygulanış biçimidir.
Renal Denervasyon Nasıl Yapılır?
Renal denervasyon işlemi, açık kalp ameliyatı gibi cerrahi bir prosedür değildir; anjiyo laboratuvarında, hastanın bilinci açıkken veya hafif sedasyon (sakinleştirici) altındayken yapılan kateter tabanlı bir girişimdir. İşlem hazırlığı ve uygulanışı, standart bir kalp anjiyosuna büyük benzerlik gösterir, bu da hastaların süreci daha rahat geçirmesini sağlar.
Prosedür, genellikle kasık bölgesindeki femoral arterden (atardamar) ince bir iğne ile girilmesiyle başlar.
Bu giriş noktasından gönderilen ve "kateter" adı verilen çok ince, esnek tüpler, floroskopi (röntgen) cihazının rehberliğinde böbrek atardamarlarına (renal arterlere) kadar ilerletilir. Hekim, önce sağ sonra sol böbrek damarının içine girerek kateteri yerleştirir.
Kateter hedeflenen noktaya ulaştığında, cihazın ucundan damar duvarına doğru radyofrekans enerjisi veya ultrason dalgaları gönderilir. Bu enerji, damar içinden geçerek damarın hemen dış yüzeyinde bulunan sempatik sinir liflerini ısıtır ve işlevsiz hale getirir.
İşlem sırasında damar duvarının zarar görmemesi için enerji seviyeleri milimetrik hassasiyetle ayarlanır. Genellikle her iki böbrek damarına da uygulanan bu işlem, toplamda yaklaşık 45 dakika ile 1 saat arasında sürer. İşlem sonunda kasıktaki kateter çekilir ve kanama kontrolü sağlanır.
İşlemin nasıl yapıldığını anladıktan sonra, bu yöntemin hastalara sunduğu somut avantajları inceleyerek devam edelim.
Renal Denervasyon Avantajları
Renal denervasyon, özellikle ilaç yükü altında ezilen ve yaşam kalitesi düşen hastalar için sadece tansiyonu düşürmekle kalmayıp, hayatın genel akışını iyileştiren önemli avantajlar sunar. Bu yöntemin en belirgin artısı, "sürekli ve kesintisiz kontrol" sağlamasıdır.
Tansiyon ilaçları alındıktan sonra etkisini gösterir ve kandaki seviyesi düştükçe etkisi azalır; yani gün içinde tansiyon dalgalanmaları yaşanabilir. Ancak renal denervasyon, sinir aktivitesini kalıcı olarak düzenlediği için "ilacımı almayı unuttum" endişesi olmadan, 7 gün 24 saat boyunca biyolojik bir tansiyon kontrolü sağlar.
Bu durum, özellikle sabah saatlerinde yaşanan ve felç riskinin en yüksek olduğu ani tansiyon yükselmelerini (sabah piki) engellemede oldukça etkilidir.
Bir diğer önemli avantajı ise ilaç yükünün azalmasıdır. Dirençli hipertansiyon hastaları genellikle günde 4-5 farklı hap kullanmak zorundadır. Bu durum hem mide problemlerine yol açar hem de hastanın tedaviye uyumunu zorlaştırır.
İşlem sonrasında hastaların büyük bir kısmında ilaç sayısı azaltılabilmekte veya dozlar düşürülebilmektedir. Bazı seçilmiş vakalarda ise ilaçların tamamen bırakılması mümkün olabilmektedir.
Ayrıca, kan basıncının uzun vadeli ve istikrarlı bir şekilde düşürülmesi, hipertansiyonun hedef organları olan kalp, böbrek ve göz üzerindeki yıkıcı etkileri de azaltır. Kalp kası kalınlaşmasının (hipertrofi) gerilemesi ve böbrek fonksiyonlarının korunması, işlemin getirdiği ikincil ama hayati kazanımlardır.
Peki, bu kadar faydası olan bir işlemin potansiyel riskleri nelerdir?
Renal Denervasyon Riskleri
Renal denervasyon, cerrahi bir işlem olmaması nedeniyle açık ameliyatlara göre oldukça güvenli kabul edilir; ancak her invaziv girişimde olduğu gibi bazı komplikasyon risklerini de beraberinde getirir. Riskler genellikle işlemin yapıldığı damar girişiyle veya böbrek damarına uygulanan enerjiyle ilişkilidir.
En sık karşılaşılan komplikasyonlar, kasık bölgesindeki giriş yerinde (femoral arter) meydana gelen problemlerdir. İğne giriş yerinde morarma (hematom), kanama veya psödoanevrizma (baloncuk) oluşumu görülebilir. Bu durumlar genellikle basit müdahalelerle veya istirahatle düzelen geçici sorunlardır.
Daha spesifik ve nadir görülen riskler ise böbrek damarlarıyla ilgilidir. Kateterin damar içinde manevra yapması sırasında damar duvarında zedelenme (diseksiyon) veya işlem sonrası damarda daralma (stenoz) gelişebilir. Ayrıca kullanılan opak maddeye (böbrekleri görüntülemek için verilen boyalı ilaç) bağlı olarak geçici böbrek fonksiyon bozuklukları yaşanabilir. İşlem sırasında sinirlerin yakılması anında kalp hızında geçici yavaşlamalar (bradikardi) görülebilir, ancak bu durum işlem ekibi tarafından ilaçlarla anında kontrol altına alınır.
Riskleri değerlendirdikten sonra, hastaların en çok merak ettiği sonuca, yani bu işlemin tansiyonu rakamsal olarak ne kadar düşürdüğüne odaklanalım.
Renal Denervasyon İşlemiyle Tansiyon Ne Kadar Düşer?
Renal denervasyonun etkisi kişiden kişiye değişkenlik göstermekle birlikte, klinik çalışmalar ortalama düşüş değerleri konusunda umut verici veriler sunmaktadır. İşlemden hemen sonra mucizevi bir düşüş beklemek doğru değildir; sinir aktivitesinin azalması ve vücudun buna adapte olması zaman alır. Genellikle işlemin tam etkisi 3 ila 6 ay içerisinde net bir şekilde görülür.
Yapılan geniş çaplı bilimsel çalışmalarda (SPYRAL HTN gibi), renal denervasyon uygulanan hastalarda ofis tansiyon ölçümlerinde büyük tansiyonda (sistolik) ortalama 10 ila 20 mmHg, küçük tansiyonda (diyastolik) ise 5 ila 10 mmHg arasında kalıcı düşüşler saptanmıştır. İlk bakışta bu rakamlar küçük görünebilir; ancak tıbbi olarak büyük tansiyondaki her 10 birimlik düşüş, inme riskini %27, kalp yetmezliği riskini ise %28 oranında azaltmaktadır. Dolayısıyla sağlanan bu düşüş, hastanın hayati risklerini ciddi oranda minimize eder.
Bu düşüş miktarı hastanın başlangıç tansiyonuna göre de değişir; tansiyonu çok yüksek olan hastalarda (örneğin 180 mmHg üzeri) düşüş miktarı daha belirgin olurken, daha düşük tansiyonlu hastalarda düşüş daha ılımlı seyredebilir.
Peki, bu işlem her hastada kesin sonuç verir mi? Başarı oranlarına göz atalım.
Renal Denervasyon İşleminin Başarı Oranı Nedir?
Tıbbi tedavilerde %100 başarı garantisi vermek mümkün değildir ve renal denervasyon için de "yanıt verenler" (responders) ve "yanıt vermeyenler" (non-responders) kavramı kullanılır. İşlemin başarı oranı, hastanın anatomik yapısına, hipertansiyonun altında yatan nedenlere ve kullanılan teknolojiye göre değişir.
Güncel veriler ışığında, renal denervasyon işleminin teknik başarı oranı (işlemin sorunsuz tamamlanması) %98 civarındadır. Ancak tansiyonun istenilen seviyeye düşmesi açısından bakıldığında, hastaların yaklaşık %70-80'inde anlamlı ve kalıcı bir tansiyon düşüşü sağlanmaktadır. Geriye kalan %20-30'luk kesimde ise tansiyon düşüşü beklenenin altında kalabilir veya hiç değişiklik olmayabilir.
Tedavinin başarısız olduğu durumlarda genellikle şu faktörler rol oynar: Hastanın damar yapısının (aksesuar damarların varlığı gibi) sinirlerin tam ablasyonuna izin vermemesi veya hastanın hipertansiyonunun sempatik sinir sistemi kaynaklı değil, farklı hormonal veya damarsal nedenlere bağlı olması. Bu nedenle işlem öncesi doğru hasta seçimi, başarı oranını artıran en önemli faktördür.
Hastaların aklındaki bir diğer önemli soru ise bu teknolojinin yasal ve güvenilir olup olmadığıdır.
Renal Denervasyon İşleminin FDA Onayı Var Mı?
Renal denervasyon teknolojisi, uzun yıllar süren klinik araştırmalar ve geliştirme süreçlerinden geçmiştir. Başlangıçta yapılan bazı çalışmaların sonuçları tartışmalı olsa da, son nesil kateter teknolojileri ve daha titizlikle yürütülen çalışmalar (SPYRAL ve RADIANCE çalışmaları gibi) işlemin etkinliğini ve güvenilirliğini kanıtlamıştır.
Bu güçlü kanıtların ardından, 2023 yılının sonlarında Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), renal denervasyon tedavisinde kullanılan belirli cihazlara (örneğin Medtronic'in Symplicity Spyral sistemi ve ReCor Medical'in Paradise sistemi) onay vermiştir. Bu onay, işlemin sadece deneysel bir yöntem olmaktan çıkıp, standart tıbbi tedavi protokollerinin bir parçası haline geldiğinin en büyük göstergesidir. Avrupa'da (CE onayı) ise bu yöntem daha uzun süredir onaylı olarak güvenle kullanılmaktadır.
Sonuç
Renal denervasyon, hipertansiyon tedavisinde çığır açan, modern kardiyolojinin sunduğu en heyecan verici gelişmelerden biridir. Yıllarca avuç dolusu ilaç kullanmasına rağmen tansiyonunu kontrol altına alamayan ve her an felç veya kalp krizi korkusuyla yaşayan "dirençli hipertansiyon" hastaları için bu yöntem, sadece bir tedavi değil, aynı zamanda yeni bir başlangıçtır. Sinir sisteminin tansiyon üzerindeki baskın rolünü hedef alarak, sorunu kaynağında, yani fizyolojik kökeninde çözmeye çalışması, bu tedaviyi geçici bir çözüm olmaktan çıkarıp kalıcı bir şifa arayışına dönüştürmektedir.
Elbette, renal denervasyon her yüksek tansiyon hastası için uygulanacak bir "sihirli değnek" değildir. İşlem, doğru seçilmiş hastalarda, deneyimli ellerde ve uygun teknolojiyle yapıldığında mucizevi sonuçlar doğurabilirken; uygun olmayan adaylarda beklentiyi karşılamayabilir. Yakın zamanda alınan FDA onayı ve yayınlanan uzun dönemli bilimsel veriler, yöntemin güvenilirliğini perçinlemiş ve tıbbi kılavuzlarda yerini sağlamlaştırmıştır.
Unutulmamalıdır ki, hipertansiyonla mücadele bir bütündür. Renal denervasyon işlemi yapılsa bile, sağlıklı beslenme, tuz kısıtlaması ve hareketli yaşam tarzı tedavinin değişmez parçalarıdır. Eğer siz de ilaçlara rağmen düşmeyen tansiyonla mücadele ediyorsanız, bu yenilikçi seçeneğin sizin için uygun olup olmadığını öğrenmek adına bir girişimsel kardiyoloji uzmanına başvurmaktan çekinmeyin.
Sizden Gelenler
Tedavi süreçlerini başarıyla tamamlayan hastalarımızın deneyimleri ve Medicana Samsun Kardiyoloji kliniğimiz hakkındaki görüşleri.
'da yayınlandı sude ayanTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Çok basarili bir operasyon ile doktorumuz Ugur Bey ile tanisma firsatimiz oldu. Doktorumuz ve ekibinden Aysenur Hanim surec boyunca ilgilendiler. Sonrasinda da her zaman destek oldular. Gönülden tavsiye ediyorum ve tesekkur ediyorum.'da yayınlandı Alparslan ErdemTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Uğur bey, beyefendi tarzı, hastaya hassas yaklaşımı, muayenedeki titizliği ve takip konusunda duyarlılığı ile bizi ve hastamızın çok memnun etti. Tedavisinden çok hızlı sonuç aldık. Çok teşekkür ediyorum'da yayınlandı Goknur Gulten KorogluTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Sn . Uğur Arslan hocam ile 2024 yılında eşimin rahatsızlığı nedeniyle tanistik. Korku ve endişeli günlerimizi sayesinde geride bıraktık. İşinin gerektirdiği bilgi ve tecrübeye sahip olan doktorumuza, asistanı sevgili Ayşenur a ve tüm ekibine sonsuz teşekkürler ederim. Her sorumuza hızlıca dönüş yapıldı ve çok ilgilenildi.Bu süreçte kendisi ile yolumuz kesiştiği için çok şanslıyız. İyiki doktorumuz Sn. Uğur Arslan hocam olmuş.'da yayınlandı Sevim ÖzgürTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Ailemizin hekimi 🙂'da yayınlandı Mehmet ÖzgürTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Kalbin sıkıştımı adresin belli'da yayınlandı Mur AkTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Kesinlikle tavsiye ediyorum sağlığıma kavuşmamda ilgisi tecrübesi ve güler yüzü ile yardımcı oldu'da yayınlandı Çağrı YılmazTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Güleryüzlü hocamıza Trabzon’dan muayeneye geliyorum.ilgisi ve yaklaşımı ile yakınlarımada tavsiye ediyorum kendisini. Herşey için teşekkür ederim'da yayınlandı aslıhan gülTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Samsun'da hem adı duyulan hem de çoğu insanın tanıma fırsatı olmamış olabileceği bir doktor . donanımlı ve bir o kadar da alçakgönüllü, ilgili ..
Sık Sorulan Sorular
Okuyucuların ve hastaların arama motorlarında en sık arattığı, zihinlerini kurcalayan soruları ve kısa cevaplarını yanda bulabilirsiniz:
Bu tedavinin birincil amacı ilaçları tamamen bıraktırmak değil, ilaçlara rağmen düşmeyen tansiyonu kontrol altına almaktır. Ancak işlem başarılı olduğunda, hastaların büyük bir kısmında ilaç dozları azaltılmakta veya kullanılan ilaç sayısı (örneğin 4 ilaçtan 2 ilaca) düşürülmektedir. Bazı erken evre veya seçilmiş hastalarda ilaçların tamamen bırakılması mümkün olsa da, bu her hasta için garanti edilemez.
Bu tedavinin birincil amacı ilaçları tamamen bıraktırmak değil, ilaçlara rağmen düşmeyen tansiyonu kontrol altına almaktır. Ancak işlem başarılı olduğunda, hastaların büyük bir kısmında ilaç dozları azaltılmakta veya kullanılan ilaç sayısı (örneğin 4 ilaçtan 2 ilaca) düşürülmektedir. Bazı erken evre veya seçilmiş hastalarda ilaçların tamamen bırakılması mümkün olsa da, bu her hasta için garanti edilemez.
Renal denervasyon genellikle lokal anestezi ve sedasyon (hafif uyku hali) altında yapılır. Kateterin damar içinde ilerlemesi ağrısızdır. Sadece radyofrekans enerjisi verilip sinirlerin yakıldığı kısa anlarda, hastalar bel veya karın bölgesinde derin ve künt bir sızı hissedebilirler. Ancak bu his saniyeler sürer ve damardan verilen ağrı kesicilerle kolayca yönetilir.
Hastaların en büyük korkusu budur, ancak cevap genellikle hayırdır. İşlem böbreğin dokusuna değil, damarın dışındaki sinirlere yapılır. Aksine, yüksek tansiyon böbrekleri "bitiren" ana nedendir. Renal denervasyon ile tansiyonun düşürülmesi, uzun vadede böbrekleri yüksek basıncın yarattığı hasardan korur. İşlem sırasında kullanılan kontrast maddeye (boya) bağlı geçici bir risk olsa da, işlem öncesi sıvı takviyesiyle bu risk minimize edilir.
Prof. Dr. Uğur Arslan
Kardiyoloji Uzmanı