ASD (Atriyal Septal Defekt) Kapatılması
Nefes darlığı ve çarpıntı şikayetlerine neden olan ASD (kalp deliği), tedavi edilmediğinde akciğer basıncını yükselterek kalıcı hasarlara yol açabilir. ASD kapatılması işlemi ile kalbinizin doğal yapısını geri kazanın ve sağlıklı bir geleceğe adım atın.
Doğuştan gelen kalp hastalıkları arasında en sık karşılaşılan durumlardan biri olan ASD (Atriyal Septal Defekt), halk arasında yaygın olarak "kalp deliği" olarak bilinmektedir.
Kalbin kulakçıkları arasındaki duvarda açıklık bulunması durumunu ifade eden bu rahatsızlık, her zaman bebeklik döneminde belirti vermeyebilir; bazı hastalar bu durumu yetişkinlik çağlarına, hatta orta yaşlarına geldiklerinde fark edebilirler.
Geçmişte bu deliklerin kapatılması için tek seçenek açık kalp ameliyatları iken, günümüzde gelişen girişimsel kardiyoloji teknikleri sayesinde göğüs kafesi açılmadan, anjiyo benzeri yöntemlerle tedavi mümkün hale gelmiştir.
ASD'nin kapatılması kararı, sadece deliğin varlığına değil, bu açıklığın kalbin hemodinamiği üzerindeki etkisine göre verilir. Tedavi edilmeyen ve kalbi yoran geniş açıklıklar, ilerleyen yaşlarda geri dönüşü olmayan kalp yetmezliği, ritim bozuklukları ve akciğer tansiyonu gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Bu nedenle ASD kapatılması, hastanın yaşam kalitesini korumak ve ömrünü uzatmak amacıyla uygulanan kritik bir önleyici tedavidir.
ASD (Atriyal Septal Defekt) Nedir?
Atriyal Septal Defekt (ASD), kalbin üst odacıkları olan sağ ve sol kulakçık (atrium) arasındaki "septum" adı verilen ayırıcı duvarda doğuştan bir açıklık veya delik bulunması durumudur.
Normal bir kalp dolaşımında, kirli kan sağ tarafta, temiz kan ise sol tarafta bulunur ve bu iki taraf birbirine karışmaz. Ancak ASD varlığında, sol kulakçıktaki yüksek basınçlı temiz kan, bu delikten geçerek sağ kulakçığa sızar.
Bu sızıntının (şant) temel sonucu, kalbin sağ tarafının ve akciğerlerin normalden çok daha fazla kanla yüklenmesidir. Sol taraftan sağ tarafa geçen ekstra kan, sağ karıncığın genişlemesine ve akciğer damarlarındaki basıncın artmasına neden olur.
Küçük delikler genellikle kalbin çalışmasını bozmazken, orta ve büyük çaptaki delikler zamanla kalbin sağ tarafında yetmezliğe ve pulmoner hipertansiyona (akciğer tansiyonu) zemin hazırlar.
ASD (Atriyal Septal Defekt) Kapatılması Nedir?
ASD kapatılması, kalbin kulakçıkları arasındaki anormal kan geçişini durdurmak amacıyla, mevcut deliğin onarılması işlemidir. Bu işlem, deliğin yapısına, büyüklüğüne ve konumuna göre iki farklı yöntemle gerçekleştirilebilir. Temel amaç, kirli ve temiz kanın karışmasını engelleyerek kalbin sağ tarafı üzerindeki hacim yükünü ortadan kaldırmaktır.
Günümüzde en sık tercih edilen yöntem "Transkateter Yolla Kapatma" yani ameliyatsız kapatma işlemidir. Bu yöntemde, kasık toplardamarından girilerek kalbe ulaşılır ve deliğin içine şemsiye benzeri özel bir tıkaç (kapatma cihazı) yerleştirilir.
Cerrahi yöntem ise, deliğin konumu kateter işlemi için uygun olmadığında veya delik çok büyük olduğunda tercih edilen açık kalp ameliyatıdır; burada cerrah deliği dikişle veya bir yama (patch) kullanarak kapatır.
ASD (Atriyal Septal Defekt) Tipleri
Kalpteki deliğin bulunduğu konuma göre ASD'ler farklı isimler alır ve bu sınıflandırma tedavi yönteminin belirlenmesinde en önemli faktördür. Her ASD tipi, her yöntemle kapatılamayabilir.
ASD tiplerini şu şekilde detaylandırabiliriz:
Ostium Sekundum ASD: En sık görülen ASD tipidir ve vakaların yaklaşık %70-80'ini oluşturur. Delik, septumun tam orta bölgesinde yer alır. Bu tip ASD'lerin en önemli özelliği, genellikle kenarlarında yeterli doku bulunmasıdır. Bu sayede, ameliyatsız (anjiyo yöntemiyle) kapatılmaya en uygun olan türdür.
Ostium Primum ASD: Septumun alt kısmında, kalp kapakçıklarına (mitral ve triküspit kapak) yakın bir bölgede bulunur. Genellikle kapak bozukluklarıyla (örneğin mitral yetmezliği) birlikte görülür. Anatomik yapısı gereği kapatma cihazı takılmasına uygun değildir ve tedavisi cerrahi onarım gerektirir.
Sinus Venosus ASD: Septumun üst veya arka kısmında, toplardamarların kalbe döküldüğü bölgelere yakın yerleşimlidir. Genellikle akciğer toplardamarlarının yanlış yere açılması (anormal venöz dönüş) ile birliktedir. Bu tip de kateterle kapatılamaz ve ameliyat gerektirir.
Koroner Sinüs ASD: Oldukça nadir görülen bu türde, kalbin kendi kirli kanını toplayan koroner sinüs ile sol kulakçık arasında bir ilişki vardır. Tedavisi cerrahidir.
ASD (Atriyal Septal Defekt) Belirtileri
Atriyal Septal Defekt, doğuştan gelen kalp hastalıkları arasında belki de en "sinsi" seyreden türdür. Deliğin çapı küçük veya orta büyüklükte ise, çocukluk ve gençlik yıllarında hiçbir belirti vermeyebilir. Bu nedenle ASD tanısı, sıklıkla başka bir sebeple yapılan doktor muayenesi sırasında tesadüfen konulur.
Ancak delik büyükse veya yaş ilerledikçe kalbin sağ tarafındaki yük artmaya başladığında, vücut bazı alarm sinyalleri vermeye başlar. Belirtiler genellikle 30'lu veya 40'lı yaşlardan sonra belirginleşir.
Yetişkinlerde en sık karşılaşılan şikayetlerin başında efor kapasitesinde azalma gelir. Hasta, eskiden rahatça çıktığı merdivenlerde nefes nefese kaldığını veya yaşıtlarına göre daha çabuk yorulduğunu fark eder.
Bununla birlikte, kalbin elektriksel sisteminin etkilenmesine bağlı olarak "kalp kuş gibi çırpınıyor" hissi yaratan çarpıntılar (aritmi) sıkça görülür. Özellikle Atriyal Fibrilasyon adı verilen ritim bozukluğu, tedavi edilmemiş ileri yaş ASD hastalarında oldukça yaygındır.
Bir diğer önemli belirti grubu ise akciğerlerle ilgilidir. Akciğerlere giden kan akımının artması nedeniyle hastalar sık sık bronşit veya zatürre gibi akciğer enfeksiyonlarına yakalanabilirler.
Daha nadir ama ciddi bir durum ise, bacak toplardamarlarında oluşan bir pıhtının bu delikten geçerek beyne gitmesi (paradoksal emboli) sonucu oluşan geçici veya kalıcı felç (inme) ataklarıdır. Bu nedenle nedeni açıklanamayan inme geçiren genç hastalarda mutlaka ASD araştırılır.
ASD (Atriyal Septal Defekt) Sebepleri
Kalbin gelişimi, anne karnındaki yaşamın ilk 8 haftasında tamamlanan mucizevi ve karmaşık bir süreçtir. Kulakçıkları ayıran duvarın (septum) oluşumu da bu erken evrede gerçekleşir.
ASD'nin temel sebebi, bu duvarın oluşum sürecinde meydana gelen bir aksaklıktır; ancak bu aksaklığın neden olduğu çoğu zaman tam olarak bilinemez (idiyopatik). Tıbbi araştırmalar, ASD oluşumunun genellikle genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin birleşimiyle ortaya çıktığını göstermektedir.
Genetik faktörler incelendiğinde, bazı ailelerde kalp deliğinin kuşaktan kuşağa aktarıldığı görülür. Ayrıca Down Sendromu gibi kromozom anomalisi olan bebeklerde ASD görülme sıklığı, normal popülasyona göre çok daha yüksektir.
Çevresel faktörler açısından ise, annenin hamileliğin ilk aylarında geçirdiği kızamıkçık (rubella) enfeksiyonu, kontrolsüz diyabet hastalığı, gebelikte sigara-alkol kullanımı veya doktor kontrolü dışında kullanılan bazı ilaçlar, bebeğin kalp gelişimini olumsuz etkileyerek septumda delik kalmasına neden olabilir.
ASD (Atriyal Septal Defekt) Nasıl Teşhis Edilir?
ASD tanısı genellikle basit bir rutin muayene ile başlar. Doktor stetoskop ile kalbi dinlerken, kalbin ikinci sesinde "sabit çiftleşme" adı verilen ve ASD'ye özgü olan bir ses veya kanın artmış akışına bağlı bir üfürüm duyabilir. Bu şüphe üzerine hasta ileri tetkiklere yönlendirilir.
Tanının kesinleştirilmesinde kullanılan temel yöntemler şunlardır:
Transtorasik Ekokardiyografi (TTE): Halk arasında "kalp ultrasonu" olarak bilinen bu yöntem, tanının ilk ve en önemli basamağıdır. Göğüs duvarı üzerinden yapılan bu işlemle deliğin varlığı, kalbin sağ tarafındaki genişleme ve akciğer atardamarı basıncı net bir şekilde görülür. Çoğu zaman standart bir EKO, tanıyı koymak için yeterlidir.
Transözofageal Ekokardiyografi (TEE): Eğer deliğin "ameliyatsız kapatılmaya" uygun olup olmadığına karar verilecekse, standart ultrason yetersiz kalabilir. Bu durumda, hastaya hafif bir sedasyon (uyku hali) verilerek, endoskopiye benzer şekilde yemek borusundan bir hortumla girilir ve kalbin arka komşuluğundan çok daha net görüntüler alınır. TEE, deliğin kenarlarında cihazın tutunabileceği yeterli doku (rim) olup olmadığını ölçen en kritik tetkiktir. Tedavi planı (anjiyo mu, ameliyat mı?) tamamen bu tetkikin sonucuna göre yapılır.
Kalp Kateterizasyonu ve Anjiyografi: Günümüzde sadece tanı koymak için nadiren uygulanır. Genellikle koroner damar hastalığı şüphesi olan ileri yaş hastalarda veya akciğer tansiyonunun (pulmoner hipertansiyon) derecesini net ölçmek gerektiğinde, tedavi öncesinde hemodinamik çalışma yapmak amacıyla kullanılır.
ASD (Atriyal Septal Defekt) Ameliyatsız Nasıl Tedavi Edilir?
Halk arasında "şemsiye yöntemi" olarak da bilinen transkateter ASD kapatılması, günümüzde uygun anatomik yapıya sahip (özellikle Ostium Sekundum tipi) hastalar için altın standart tedavi yöntemidir.
Bu işlem, genel anesteziye veya derin bir cerrahi kesiye ihtiyaç duyulmadan, hastanın uyanık olduğu veya hafif sedasyon altında olduğu koşullarda, anjiyografi laboratuvarında gerçekleştirilir.
İşlem, genellikle sağ kasık toplardamarından (femoral ven) girilerek başlar. Buradan ilerletilen ince, esnek bir kateter kalbe kadar ulaştırılır ve deliğin içinden geçilir. Kapatma cihazı, bu kateterin içine sönük ve ince bir çubuk şeklinde yüklenmiştir.
Cihaz, nikel-titanyum alaşımı olan ve "hafızalı metal" olarak bilinen Nitinol tel örgülerden oluşur. Kateter deliğin olduğu bölgeye geldiğinde, cihazın önce sol kulakçıkta kalan diski açılır. Daha sonra kateter hafifçe geri çekilerek cihazın sağ kulakçıkta kalan diski açılır. Böylece delik, iki disk arasında bir "sandviç" gibi sıkıştırılarak kapatılır.
Cihazın doğru pozisyonda olduğu ve kan geçişini tamamen kestiği Transözofageal Ekokardiyografi (TEE) ile teyit edildikten sonra, cihaz kateterden ayrılarak kalıcı olarak kalbe yerleştirilir. Bu cihazlar vücutla tamamen uyumludur ve mıknatıslanma özelliği yoktur (MR uyumludur).
İşlemden sonraki 6 ay içinde vücudun kendi dokuları cihazın üzerini örterek (endotelizasyon) onu kalbin doğal bir parçası haline getirir. İşlem ortalama 30-60 dakika sürer ve hasta ertesi gün taburcu edilerek günlük hayatına dönebilir.
ASD (Atriyal Septal Defekt) Kendiliğinden Kapanır Mı?
Bu sorunun cevabı, hastanın yaşına ve deliğin boyutuna göre tamamen değişir. Yenidoğan bebeklerde tespit edilen küçük çaplı ASD'lerin (genellikle 5 mm'den küçük olanlar) büyük bir kısmı, yaşamın ilk yılında kendiliğinden kapanma eğilimindedir.
Kalbin büyümesi ve dokuların gelişmesiyle birlikte bu açıklıklar, herhangi bir müdahaleye gerek kalmadan kaybolabilir. Bu nedenle, belirti vermeyen ve kalbi yormayan küçük deliklerde doktorlar genellikle acele etmez ve çocuğu okul çağına kadar belirli aralıklarla ekokardiyografi ile takip etmeyi tercih ederler.
Ancak delik büyükse (8-10 mm üzeri) veya çocukluk çağında kapanmayıp yetişkinliğe kadar devam ettiyse, bu aşamadan sonra kendiliğinden kapanma ihtimali yoktur. Yetişkin bir bireyde teşhis edilen ASD, ilaçla veya zamanla düzelmez; mekanik bir sorun olduğu için mekanik bir çözüm (kapatma işlemi) gerektirir.
Eğer yetişkinlikte delik küçükse ve kalbin sağ tarafında büyüme yapmıyorsa kapatılması gerekmeyebilir, ancak "kendiliğinden kapanacağı" beklentisi tıbben yanlıştır.
ASD (Atriyal Septal Defekt) Kapatılması Riskleri
Ameliyatsız ASD kapatma işlemi, açık kalp cerrahisine kıyasla oldukça düşük risk profiline sahip güvenli bir prosedürdür. Ancak her girişimsel işlemde olduğu gibi, nadir de olsa bazı komplikasyonlar gelişebilir. En sık karşılaşılan sorunlar, giriş yeri olan kasık bölgesinde oluşan kanama, morarma veya küçük hematomlardır ki bunlar genellikle basit önlemlerle iyileşir.
İşleme özgü en önemli ancak nadir (%1'den az) risklerden biri, cihaz embolizasyonudur. Bu, takılan cihazın yerinden kayarak kalbin içine düşmesi veya kan akımıyla sürüklenmesidir.
Genellikle cihaz boyutu deliğe göre küçük seçildiyse veya deliğin kenarlarında cihazı tutacak yeterli doku yoksa meydana gelebilir. Böyle bir durumda cihaz yine kateter yöntemiyle geri alınmaya çalışılır, alınamazsa cerrahi olarak çıkarılması gerekir.
Bir diğer spesifik durum ise erozyon riskidir. Cihazın metal kısımlarının, kalbin komşuluğundaki aort damarına veya kalp duvarına sürtünmesi sonucu zamanla aşınma veya delinme (perforasyon) oluşmasıdır. Çok nadir görülen bu durum, yeni nesil ve daha yumuşak cihazlarla minimuma indirilmiştir.
Ayrıca, işlemden sonraki ilk haftalarda hastalarda geçici ritim bozuklukları veya auralı migren benzeri baş ağrıları görülebilir; bunlar genellikle geçicidir ve ilaç tedavisiyle kontrol altına alınır.
Sonuç
ASD (Atriyal Septal Defekt), doğuştan gelen kalp hastalıkları arasında tedavisi en yüz güldürücü sonuçlara sahip olanlardan biridir.
Tıp teknolojisindeki ilerlemeler sayesinde, eskiden "açık kalp ameliyatı" gerektiren bu durum, artık çoğu hasta için bir gün içinde taburcu olunan basit bir müdahaleye dönüşmüştür. Erken teşhis ve doğru zamanda yapılan müdahale, hastaları ilerleyen yaşlarda karşılaşabilecekleri kalp yetmezliği, akciğer tansiyonu ve inme gibi hayati risklerden tamamen korur.
Kalbinizde bir delik olduğunu öğrenmek endişe verici olabilir, ancak bu deliğin tedavisinin mümkün ve erişilebilir olduğunu bilmek önemlidir. Eğer nefes darlığı, çarpıntı veya çabuk yorulma gibi şikayetleriniz varsa, bunları yaşa veya strese bağlamadan bir kardiyoloji uzmanına görünmek, sağlığınız için atacağınız en büyük adımdır.
Unutmayın, kapatılan bir ASD, sadece bir deliğin onarılması değil, sağlıklı ve uzun bir ömrün kapılarının açılması demektir.
Sizden Gelenler
Tedavi süreçlerini başarıyla tamamlayan hastalarımızın deneyimleri ve Medicana Samsun Kardiyoloji kliniğimiz hakkındaki görüşleri.
'da yayınlandı sude ayanTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Çok basarili bir operasyon ile doktorumuz Ugur Bey ile tanisma firsatimiz oldu. Doktorumuz ve ekibinden Aysenur Hanim surec boyunca ilgilendiler. Sonrasinda da her zaman destek oldular. Gönülden tavsiye ediyorum ve tesekkur ediyorum.'da yayınlandı Alparslan ErdemTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Uğur bey, beyefendi tarzı, hastaya hassas yaklaşımı, muayenedeki titizliği ve takip konusunda duyarlılığı ile bizi ve hastamızın çok memnun etti. Tedavisinden çok hızlı sonuç aldık. Çok teşekkür ediyorum'da yayınlandı Goknur Gulten KorogluTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Sn . Uğur Arslan hocam ile 2024 yılında eşimin rahatsızlığı nedeniyle tanistik. Korku ve endişeli günlerimizi sayesinde geride bıraktık. İşinin gerektirdiği bilgi ve tecrübeye sahip olan doktorumuza, asistanı sevgili Ayşenur a ve tüm ekibine sonsuz teşekkürler ederim. Her sorumuza hızlıca dönüş yapıldı ve çok ilgilenildi.Bu süreçte kendisi ile yolumuz kesiştiği için çok şanslıyız. İyiki doktorumuz Sn. Uğur Arslan hocam olmuş.'da yayınlandı Sevim ÖzgürTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Ailemizin hekimi 🙂'da yayınlandı Mehmet ÖzgürTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Kalbin sıkıştımı adresin belli'da yayınlandı Mur AkTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Kesinlikle tavsiye ediyorum sağlığıma kavuşmamda ilgisi tecrübesi ve güler yüzü ile yardımcı oldu'da yayınlandı Çağrı YılmazTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Güleryüzlü hocamıza Trabzon’dan muayeneye geliyorum.ilgisi ve yaklaşımı ile yakınlarımada tavsiye ediyorum kendisini. Herşey için teşekkür ederim'da yayınlandı aslıhan gülTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Samsun'da hem adı duyulan hem de çoğu insanın tanıma fırsatı olmamış olabileceği bir doktor . donanımlı ve bir o kadar da alçakgönüllü, ilgili ..
Sık Sorulan Sorular
ASD (Atriyal Septal Defekt) en sık sorulan sorular.
Hayır. Ameliyatsız yöntemle takılan kapatıcı cihaz (şemsiye) kalbin içine yerleştirildikten sonra varlığını asla hissetmezsiniz. Batma, ağrı veya ağırlık yapmaz. Vücut zamanla bu cihazın üzerini kendi dokusuyla kaplar ve cihaz kalbin doğal bir parçası haline gelir.
Evet, kalabilir. Ancak gebelik süreci kalbin yükünü yaklaşık %50 artırır. Eğer ASD kapatılmamışsa, bu durum anne adayında kalp yetmezliği veya ritim bozukluğu riskini artırabilir. Bu nedenle, hamilelik planlayan kadınların, planlama öncesinde ASD'lerini (eğer kapatılması gerekiyorsa) kapattırmaları, hem anne hem de bebek sağlığı için en güvenli yoldur.
Hayır. Günümüzde kullanılan ASD kapatma cihazları genellikle Titanyum veya Nitinol alaşımlı olup manyetik alandan etkilenmezler. İşlemden hemen sonra bile güvenle MR çektirebilirsiniz. Yine de MR teknisyenine kalbinizde cihaz olduğunu belirtmeniz ve size verilen cihaz kartını göstermeniz önerilir.
Kasıktan anjiyo yöntemiyle (transkateter) yapılan kapatma işleminden sonra hasta genellikle 1 gece hastanede kalır ve ertesi gün taburcu olur. Ev içi aktivitelerine hemen başlayabilir. Okula veya ofis işlerine dönüş süresi ortalama 3-4 gündür. Ağır sporlara başlamadan önce ise genellikle 1 ay beklenmesi önerilir.
Küçük delikler sorun yaratmayabilir ancak kapatılması gereken orta ve büyük delikler ihmal edilirse; zamanla sağ kalp yetmezliği, ritim bozuklukları (atriyal fibrilasyon), akciğer tansiyonu (pulmoner hipertansiyon) ve nadiren de olsa inme (felç) riski ortaya çıkabilir. Erken müdahale, kalbin geri dönüşsüz hasar görmesini engeller.
Genellikle hayır. Cihazdaki metal miktarı güvenlik dedektörlerini harekete geçirecek kadar yoğun değildir. Ancak çok hassas ayarlara sahip dedektörlerde nadiren sinyal verebilir. Böyle bir durumda doktorunuzun size verdiği "implant kartını" güvenlik görevlisine göstermeniz yeterlidir.
Prof. Dr. Uğur Arslan
Kardiyoloji Uzmanı